Bir
yıl süre ile ortalama haftada iki kez düzenli ilişkiye girilmesine ve
herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanılmamasına rağmen gebe kalınamaması
infertilite olarak tanımlanır. Gebe kalma şansı, birliktelik süresinin
artması, ilişki sıklığı ve çiftin yaşı ile doğrudan ilgilidir. Korunmayan
çiftlerin yaklaşik % 20-25’inde ilk bir ay içerisinde, % 60’ ında 6 ay
içerisinde ve % 80-85’ inde 1 yıl içerisinde gebelik olur. Geriye kalan %
15-20 çiftte infertilite problemi ile karşılaşılmaktadir.
Gebelik Oluşması için
Koşullar
Kadınlarda
fertilitenin en yüksek olduğu yaşlar 20 li yaşların başı ile ortasına
doğrudur. 20 li yaşların sonlarında ve erken 30 lu yaşlarda fertilite
azalmaya başlar ve 35 yaş sonrası daha da azalır. Erkek fertilitesi de yaşa
bağlı azalmakla birlikte bu kadar hızlı değişmez.
Kadın üreme organları karın içerisinde alt bölgede yer almaktadır. Uterus (Rahim)
döllenmiş yumurtanın fetus’a (bebek) geliştiği ve doğuma kadar ev
sahipliği yaptığı organdır. Uterus armut şeklinde olup üst tarafı geniş
aşagıya doğru olan kısmı daralmaktadır. Uterusun dar alt ucuna serviks adı
verilir ve vajene açılır. Uterusun üst kısmında her iki tarafında
yumurtalıklara doğru uzanan fallop tüpleri bulunur.
Yumurtalıklar çok sayıda yumurta hücresi içerirler ve her ay bir yumurta
serbestleşir. Bir sonraki adetin başlamasından 14 gün önce yumurtlama olur.
Yumurta serbest kaldıktan sonra 12-14 saat içinde fertilize olma
potansiyeline sahiptir. Spermler ise kadın üreme sisteminde 2-3 gün hatta
daha fazla yaşayabilir Atılan yumurta fallop tüpleri tarafından yakalanır.
Eğer yumurtlama zamanına yakın cinsel birliktelik olursa serviks yolu ile
rahim içine ve tüplere geçen spermler tüp içerisinde yumurta ile karşılaşır.
Sperm yumurta içine girer ve döllenme olursa döllenen yumurta (embriyo)
tüpler tarafından rahme taşınır. Rahme ulaşan embriyo rahmin iç tabakasına
yerleşir..
Gebeliğin oluşabilmesi için kadın üreme sisteminde belirli olayların olması
gereklidir:
Yumurtlama: kadının yumurtalıklarından birisinden yumurtanın serbest
kalması (1),
Döllenme: kadının yumurtası ile erkeğin sperminin birleşmesi (2)
İmplantasyon: Döllenmiş yumurtanın (embriyo) rahmin iç tabakasına (
endometriyum) yerleşmesi (3)
İnfertilite Nedenleri
Bu
olaylar zincirinin herhangi bir kademesinde oluşan bir problem infertiliteye
yol açabilir. İnfertiliteye yol açan bir çok problem vardır. Bazen birden
fazla faktör etken olablir. İnfertilite nedenlerinin bir kısmında tanı ve
tedavi kolay olmasına karşın bazılarında zordur ve bir kısım vakada ne erkek
de nede kadında herhangi bir neden bulunamayabilir.
Erkeğe
ait Nedenler
Erkekte
infertilite sperm sayısının yetersizliğinden, fonksiyoni bozukluğundan;
atılmasını sağlayan kanallardaki tıkanıklıktan yada ejakulasyon
probleminden kaynaklanabilir.
Erkek
infertilitesine yol açan nedenler arasında doğuştan anomaliler, geçirilmiş
enfeksiyon, ateşli hastalık, endokrin veya immünolojik bozukluklar, sigara,
alkol madde bağımlılığı, fiziksel travma veya radyasyona maruz kalma
sayılabilir.
Kadına
ait Nedenler
Kadında
infertilite hormonal düzensizlikler veya üreme sistemindeki problemlerden
kaynaklanabilir.
Yumurta
gelişimini, salınımını veya döllenmiş yumurtanın rahim içine yerleşmesini
engelleyen hormon düzeyleri.
Aşırı
kilo ( yumurtlama da problem olabilir)
Uterus
da doğumsal anomaliler veya tumörler
Servikal
mukusun az veya kötü kalitede olması
Endometriozis
Geçirilmiş
cerrahi veya enfeksiyona bağlı yapışıklıklar
Geçirilmiş
pelvik enfeksiyon
Tiroid
vb endokrin hast.
Genetik
hastalıklar
Madde
bağımlılığı
İnfertil
Çiftin Değerlendirilmesi
12 ay herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanılmamasına ve düzenli
ilişkiye rağmen gebelik oluşmamışsa tetkiklere başlanır.
Aşağıdaki
abnormalitelere sahip kadınlarda infertilite süresine bakılmaksızın
tetkiklere başlanılmalıdır
35 yaş üzeri
Adetlerin düzensiz yada hiç olmaması
Adetler arası kanama
İlişki sırasında ağrı
Üst genital sist. enfeksiyonu hikayesi
Rüptüre apandisit yada diğer abdominal cerrahi hikayesi
Testler
Değerlendirmede hem erkek hemde kadın incelenir. Amaç, infertilite neden
yada nedenlerinin saptanıp nedene yönelik tedavinin planlanmasıdır. Gerekli
tetkik ve değerlendirmenin tamamlanması bir kaç menstrual siklus sürebilir.
Erkeğin İncelenmesi
İnfertil çiftin incelenmesine erkekten başlanır İnfertilite nedenleri
arasında önemli bir yer tutan erkek faktörünün ( % 50) araştırılması kolay
ve ucuzdur. Bu amaçla semen analizi yapılır.
Semen analizinde 2-4 günlük cinsel perhiz sonrası tetkikin yapılacağı
laboratuarda örnek verilmesi ile spermlerin sayısı, hareketleri ve yapıları
değerlendirilir. Ayrıca enfeksiyon olup olmadığına bakılır. Semen analizinin
tekrarlanması bazen gerekebilir.
Gerekli durumlarda erkek faktörünü değerlendirmek için uroloji
konsultasyonu, sperm fonksiyonunu değerlendirecek ileri testlerin yapılması
veya fertiliteyi etkileyecek hormonların kan düzeylerinin tespiti
gerekebilir.
Kadının
İncelenmesi
Kadında yapılan testlerden; zamanlanmış hormon analizleri ile
yumurtalıkların rezervi, yumurtlama olup olmadığı, yumurtlamayı
engelleyebilecek patolojiler araştırılır. Adetin 2 veya 3. gününde yapılan
bazal hormon değerlendirilmesinde FSH, LH, E2, Prolactin. TSH
hormonlarının kan düzeylerine bakılır. Bu hormonlar ile aynı zamanda
yumurtalıkların ilaç tedavisine verebileceği cevapta değerlendirilir. Adetin
21. günü bakılan progesteron kan düzeyi ile yumurtlama olup olmadığı
değerlendirilir.
Ultrasonografi
Rahim
ve yumurtalıkların yapısı, ilişkileri değerlendirilir. Rahim içi tabakasının
düzgün olup olmadığı, kalınlığı, rahimde yer kaplayan oluşum ( Myom)
varlığı, hidrosalpenks, tubo-ovaryen abse gibi tubalarda şişmeye yol açan,
sıvı ile dolu görüntü veren kitleler ultrasonografi ile saptanabilir. Bunun
dışında, karakteristik görüntü veren overlerdeki kistik oluşumlar,
endometriomalar saptanabilir. Adetin 2-3. günü yapılan ultrasonografi ile
“over rezervi” değerlendirilir. Hormon tahlilleride göz önünde
bulundurularak uygulanması düşünülen tedavi ve ilaç dozu belirlenir. Ayrıca
ultrasonografi ile tedavi sürecinde yumurta gelişimi takibi
(follikulometri) yapılır
Histerosalpingografi
( Rahim Filmi)
HSG rahim içinin ve tubaların kontrast madde verilerek
X-ışınları ile görüntülenmesidir. HSG, tuba uterinaların uzunluğunu,
kıvrımlarını, açık olup, olmadıklarını gösterir. Ayrıca uterus gelişim
anomalileri, endometrial polipler ve rahim içi yapışıklıklar gibi uterus
patolojileri hakkında fikir verir
Histeroskopi
Işık
ve mercek düzeneğine sahip histereskop adı verilen enstruman ile servikal
yoldan rahim içinin değerlendirilmesidir. Lokal veya genel anestezi ile
yapılan bu işlem ile rahim içinde myom, polip gibi yer kaplayan oluşumlar,
yapışıklıklar saptanır. Tanı amaçlı yapılmasının yanısıra saptanan
patolojiler aynı seansda tedavi edilebilmektedir.
Laparoskopi
İnce
teleskop benzeri laparoskop adı verilen mercek ve ışık sistemi bulunan
enstrumanın genel anestezi altında göbek içerisinden veya altından yapılan
1 cm lik kesi ile karın içerisine girilmesi ile yapılır. Bu operasyon
anestezi gerektirmesine ve daha sonra hafif şikayetler olmasına karşı genel
olarak güvenli ve iyileşme süreci kısadır.
Hem tanı hemde tedavi amaçlı yapılmaktadır. İnfertil kadında sıklıkla tubal
fonksiyonu değerlendirmek, tuba over ilişkisini görmek için yapılan bir
işlemdir. Bunun yanısıra açıklanamayan infertilitede, rahim anomalisi
düşünülen veya yumurtalıklardan kaynaklanan tümörlerde de tanı ve tedavi
amaçlı yapılmaktadır.
İnfertilite Tedavisi
Erkek
te tedavi
Erkeğin tedavisi saptanan spesifik probleme yönelik yapılır. Örneğin, eğer
erkek üreme sisteminde tıkanıklığa bağlı üretilen sperm atılamıyorsa
mikrocerrahi ile tıkanıklığın olduğu kısım çıkartılıp kesilen kısım tekrar
birleştirilir. Eğer erkekte belirli hormonlarda eksiklik tespit edildiyse,
hormonal destek ile sperm üretimi uyarılabilir. Bu tedavilerin başarısı
problemin ne olduğuna, şiddetine ve süresine göre değişiklik göstermektedir.
Kadın da
tedavi
Yumurtalıklarda yumurta mevcut fakat gelişme ve atılmasında problem varsa
yumurtlamayı düzenlemek için ilaçlar verilebilir. İlaç tedavisi ile
düzeltilemeyen bazı problemlerde cerrahi tedavi gerekebilir. Bazen tanı
amaçlı yapılan ameliyatlardaki cerrahi girişim yeterli olabileceği gibi
bazende daha kapsamlı ameliyatlar gerekebilir.