
Bu maddelerin yeterli miktarda alınıp alınmadığından
emin olmak için bunların hangi besinlerden en iyi şekilde sağlanabileceğini
bilmek gerekir.
Bu maddelerin belirtilenden daha az miktarda alınması, her zaman için
sağlıksız bir beslenme anlamına gelmez. Ancak belirtilen miktarda alınması
doğru beslendiğinizin büyük ölçüde kanıtıdır.
PROTEİNLER
İlk üç ayda protein ihtiyacı azdır fakat 2. ve 3. ayda bebeğin hızlı
büyümesi ve büyüyen bebeğin vucuda eklediği yük nedeniyle protein ihtiyacı
artmaktadır.
Gebelik döneminde sizin ve bebeğinizin gereksinim duyduğu doku, kas, enzim,
hormon ve antikor yapımı daha fazla protein alınımını gerektirmektedir.
Her gün 60 gr. kadar protein alınmalıdır. Kırmızı ya da beyaz et (dana veya
koyun eti, tavuk, balık), yumurta, süt ve süt ürünleri, baklagiller, ceviz,
fındık, yerfıstığı, ekmek ve tahıllar, başlıca protein kaynaklarıdır.
KARBONHİDRATLAR
Karbonhidratlar (şeker ve nişasta) başlıca enerji kaynağımızdır. Ekmek,
prinç, makarna gibi tahıllarda, patates, mısır gibi nişastalı sebzelerde
bulunur.
Günlük alacağımız kalorinin yarısından fazlası karbonhidratlardan
sağlanmalıdır. Şekerlemeler fazla temel madde içermediği için, hem enerji
hem lif sağlayan nişastalar tercih edilmelidir.
YAĞLAR
Yağlar yoğun enerji sağlar ancak yüksek miktarda kalori içerirler. Vücudun
karbonhidratları, proteinleri ve vitminleri kullanmasına yardımcı olurlar.
Beslenmede fazlası istenmediği gibi sağlıklı bir yaşam için hiç yağ
içermeyen bir diyette uygun olmayacaktır. Doymuş yağlar çoğunlukla hayvansal
ürünlerde, doymamış yağlar ise çoğunlukla bitkisel ürünlerde bulunur.
Yağlar günlük alınan kalorinin en fazla %30 unu oluşturmalı ve bununda en
az yarısı doymamış yağlardan karşılanmalıdır.. Doymamış yağlar bitki ve
sebze yağlarında, margarinde ve balık yağında bulunur. Bu nedenle yağsız
etler, balık veya kümes hayvanları ve az yağlı yada yağsız süt tercih
edilmelidir. Izgara, fırın ve haşlama gibi düşük yağlı pişirme yöntemleride
yararlı olacaktır.

VİTAMİN VE MİNERALLER
Vitamin ve mineraller, kemiklerin kasların ve kan hücrelerinin oluşmasında
ve sinir sisteminin çalışmasında önemli rol oynar.
Günlük
Önerilen Miktarlar
Gebelik süresinde vücudun daha fazla
kan
üretmesi ve bebeğinizin kemiklerini oluşturması gerekmektedir. Bu dönemde
daha fazla demir, folik asit, kalsiyum ve fosfora ihtiyaç duyulur. Bu
maddeler et, fasülye, bezelye, yeşil yapraklı sebzeler, sütlü mamüller ve
tahıllarda bulunur.
Düzenli ve dengeli beslenme ile ihtiyaç duyulan
mineraller yeterli düzeyde alınacaktır. Tek istisna demir alımıdır. Demir sadece bebek için
değil annenin artan
kan
hacmi ile de ilgilidir. Demir
kan
hücrelerinin oluşumu için şarttır ve hamilelikte artan demir ihtiyacının
alınan besinler ile karşılanması yeterli olamayacağından demir desteğine
ihtiyaç duyulmaktadır.
Bu yüzden tüm hamilelerin demir hapı kullanması
gerekmektedir.
Folik
Asit
Folik asit eksikliği, bebeklerde nöral tüp defekti
(NTD) adı verilen omurga defektlerine yol açabilmektedir bu nedenle gebe
kalmayı planlayan kadınlar en az bir ay öncesinden yeterli folik asit almaya
başlamalıdır.
Marul, tere otu, ıspanak, ceviz, badem, brokkoli,
bezelye, kavun, avokado, muz, portakal, lahana, yeşil biber , unlu mamuler
ve ekmek çok iyi birer folik asit kaynağıdır.
Yeterli folik asit alındığından emin olamıyorsanız
folik asit içeren multivitamin preparatlarını kullanabilirsiniz. Aldığınız
vitamin 400 mcg folik asit içermelidir.
SU
Su genellikle temel maddelerden biri olarak düşünülmez
ama onsuz yaşamın varolması mümkün değildir. Suyun pek çok faydası vardır:
yeni doku oluşumunu sağlar, temel maddeleri ve atık ürünleri taşır,
sindirimi kolaylaştırır, kabızlığı engeller ve kimyasal reaksiyonların
oluşmasına yardımcı olur.

Ancak fazla kilosu olan bir kadın gebelik döneminde kilo vermeye
çalışmamalıdır. Genellikle ilk 20 haftada 5 kg gebeliğin geri kalan kısmında
ise haftada 0,5 kg alınması beklenir.
İlk üç ayda bulantı ve kusmaların çok olduğu durumlarda kilo kaybı
görülebilir. Bu durumda telaşlanmaya gerek yoktur, bulantılar bittiğinde
kilo alınacaktır. Bu dönemde bebeğin yetersiz besleneceği düşüncesine
kapılmayın; bebek ilk üç ayda çok küçüktür, hiçbir şey yemeseniz de tüm
ihtiyaçlarını anne vücudundan karşılayacaktır.
Gebelik döneminde gereken ölçüde kilo alınması bebeğin kilosunuda olumlu
yönde etkileyecektir. Bebeğin doğumdaki kilosu önemlidir, çünkü düşük kilo
hem doğumda hemde bebeğin ilk aylarında sağlık problemlerinin habercisi
olabilir. Bebeğin küçük olması yada düşük kiloda olması doğumu
kolaylaştırmaz. Bu nedenle daha küçük bir bebek sahibi olmak için bilinçli
bir şekilde gerekenden daha az kilo almak akıllıca bir iş değildir.
Aynı şekilde gebelikte fazla kilo alımıda istenmeyen bir durumdur. Vücudun
artan yüküyle birlikte sırtta ve bacaklarda ağrılar ortaya çıkar. Hızlı ve
aşırı kilo alımı kan basıncını yükseltir ve kalbe ekstra yük getirir. Aşırı
kilo alımı doğum eyleminde de zorluklara yol açacaktır.
DENGELİ BESLENMEK İÇİN
Sevdiğiniz yemekleri seçerek öğünlerinizi planlamak için 4 temel besin
grubunu kullanın. Her gün geniş seçenekli yiyeceklerden yiyin. Bunu yapmanın
bir yolu: sabah kahvaltısında, öğle ve akşam yemeğinde temel yiyecek
gruplarının her birinden yemektir ve ara öğünlerde her gruptan bir tane
almaktır.
Özellikle hamileliğin son aylarında günde 6 defa küçük yemekler yiyerek
kendinizi daha rahat hissedebilirsiniz. Öğünlerinizin her gün ihtiyacınız
olan temel gıdaları kapsadığına dikkat ediniz.
Kilonuza dikkat yerine doğru yiyecekleri yemeye konsantre olunuz. Siz ve
bebeğiniz aynı gıdaları paylaşmakta; siz doğru olanı yemezseniz bebeğinizde
yemiyor demektir.
Hamilelik sırasında kilonuz fazla olsada kesinlikle kilo vermeye çalışmayın.
Bebeğinizin alacağı besini riske atıyorsunuz demektir.
Dört temel besin grubundan doğru miktarda yerseniz ve besin miktarı az olan
gıdalardan uzak durursanız, çok fazla kalori alma endişeniz de
kalmayacaktır.
Özellikle vitamin ve
mineral değeri çok olan besinleri tüketmeye dikkat edin.
SÜT (LAKTOZ) INTOLERANSI
Laktoz ıntoleransı olan bir kişide laktozu parçalayan
enzim yoktur ve buda mide bulantısı ishal kramp hazımsızlık gibi semptomlara
neden olur.
Tedavisi laktoz içermeyen gıdalarla beslenmektir.
Laktoz intoleransı varsa, ihtiyacınız olan proteini ve kalsiyumu yumurta ve
sert peynirlerden elde edebilirsiniz.
Besinlerle yeterli kalsiyum alınamaması durumunda kalsiyum desteği
gerekebilir.
YABANCI MADDE YEME
ALIŞKANLIĞI
Bazı gebe kadınlar toprak (kil) veya deterjan gibi
yiyecek olmayan maddeleri yemeğe karşı büyük bir istek duyarlar. Bu çeşit
aşermeye pika denir. Çok nadir olmayan bu tip aşermeler durumunda bunun
dikkate alınması ve doktora danışılması gerekmektedir. Çünkü bu gibi
durumlarda kansızlık sık görülmektedir.
ALKOL ve SİGARA KULLANIMI
Alkol kullanan kadınlarda gebelikte beslenme
problemlerinin yanısıra başka komplikasyonlarda sık görülmektedir.
Annenin rutin alkol alması demek bebeğinde sürekli
alkol alması anlamına gelir. İçilen miktarın fazla olup olmadığı kesin
olarak bilinemeyeceğinden gebelik sürecinde hiç alkol alınmaması tavsiye
edilmektedir.
SABAH RAHATSIZLIKLARI
Gebe kadınların % 70 inde ilk 12-14 hf mide bulantısı
görülmekte ve % 30-50 sinde kusma olmaktadır. Bulantı çoğunlukla sabah
uyanıldığında olsada günün her saatinde de olabilir. Yeterli kalori ve sıvı
alımının sağlanması önemlidir.


·
Sabah
yataktan kalkmadan once birkaç kraker yada sade bir tost yenilmesi ve
yatakta biraz istirahat edilmesi
·
Az az ve sık sık yenilmesi
·
Uzun süre aç kalınmaması
·
Sıvı alımının yemekle birlikte
değil öğünler arasında olması
·
Yağlı, ağır, baharatlı
yiyeceklerden uzak durulması
·
Kötü ve ağır kokulu yerlerden
uzak durulması
·
Yorgun hissedildiğinde istirahat
edilmesi
Şiddetli bulantı ve kusma nadir olmakla birlikte
eğer görülürse sıvı açığına yol açabilir. Bulantı ve kusmanız beslenmenizi
engelliyor ve yeterli kilo alamıyorsanız tedavi gerekebilir.
MİDE YANMALARI
Zaman zaman yemeklerden sonra oluşan gögüsteki yanma
hissi yediklerinizin yemek borusuna geri kaçmasından kaynaklanmaktadır.
Gevşeyin yediklerinizi iyi çiğneyin, yavaş yiyin, daha
sık ve az miktarlarda yemek yiyin, yağlı ve baharatlı yiyeceklerden kaçının.
Bir şey yiyip içtikten sonra uzanmayın.
KABIZLIK
Hamilelikte gastrointestinal sistemdeki hareketlerin
azalması kabızlığa yol açar. Bebek geliştikçe, alt taraftaki barsaklardaki
baskı artar. Ayrıca sıvı ihtiyacının fazlalaşır. Bunlarda kabızlığa neden
olur. Düzenli bir şekilde egzersiz yapmak, lifli yiyecekler yemek (bütün
tahıl ekmekleri ekmekleri, mısır gevreği, çiğ veya pişmiş sebze ve
meyveler) ve bol miktarda sıvı almak (günde en az 8 bardak) yardımcı
olacaktır.
Doktorunuz önermediği
takdirde asla laksatif kullanmayın.
NELERİ
YEMEMELİSİNİZ !
Hazımı zor olan ve mide yanmasına sebep olabilecek
kızartmalar, yağlı yemekler den mümkün olduğu kadar az tüketin.
Sushi ve benzeri , sucuk, çiğ köfte gibi pişmemiş yada
az pişmiş yiyeceklerden kaçınınız. Bu tip pişmemiş yada az pişmiş yiyecekler
bakteri ve parazit içerebilir. Yiyeceklerin iyi bir şekilde pişirilmesi ile
bakteri ve parazitler yok edilir.
Bazı vitaminler fazla alındığında zararlı
olabilmektedir ( A ve D vitamini ).
Doktorunuzun önerdiği vitamin ve mineral preparatları dışında
bir şey kullanmayınız.
SONUÇ OLARAK
Kendiniz ve bebeğiniz için yapacağınız en önemli
şeylerden biri gebelik döneminde doğru bir şekilde beslenmektir.
Günlük beslenmenizin içerdiği besinlere göz atınız.
İçerdikleri maddelere dikkat ediniz. Siz ve bebeğiniz için gerekli olan
kalori ve temel meddeleri temin edebileceğiniz besinler olmasına önem
veriniz.
Eğer
sağlıklıysanız gebelik döneminde beslenme alışkanlıklarınızda çok fazla bir
değişiklik yapmanıza gerek yoktur. Gebelik döneminde aksi söylenmedikçe tuz
alımını kısıtlamanıza gerek yoktur Sadece gebelik döneminde değil
hayatınızın geri kalan döneminde de doğru beslenmenin sonucunu göreceksiniz.